Değişen Güvenlik anlayışı

Değişen Güvenlik anlayışı

4 Haziran 2022 0 Yazar: Bülent Keskin

Hızla değişen dünyamızda gelecekle ilgili tahminlerde bulunmak ya da hesaplar yapmak, her türlü gelişmeye karşı çok yönlü projeksiyonlar ya da alternatif senaryolar hazırlama zorunluluğu bakımından oldukça risklidir. Gelecekte Dünya’nın nasıl şekilleneceği sorusuna, ancak belirli öğelerden hareketle, bilimsel ve derinlemesine çözümleme ile bunu da ciddi bir kurumsallaşma ile sağlamak gerekmektedir.

Değişimin Belirleyici Faktörleri

Gelecekte stratejik hedeflerin belirlenmesinde rol oynayacak faktörleri ana hatları ile şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Demografik eğilimler, Dünya nüfusundaki artış ve bu artışın %95’inin özellikle fakir ve gelişmekte olan bölgelerde olması önemli faktörlerin başında gelmektedir. Avrupa’daki yaşlı nüfusun ağırlık kazanmasına karşın, azgelişmiş ülkelerin çoğunda genç nüfusun ağırlık taşıyacağı tahmin edilmektedir. Bu durumu önemli yapan ise gelişmiş ülkelere olan göçün hızlanarak, bu durumunda yeni istikrarsızlık ortamları oluşturacak nitelikte olmasıdır. Bu durumun özellikle fakir ülkeler açısından da kaynakların kullanımı, altyapı ve liderlik korularında kriz yaratabileceği hatta suç örgütlerine zemin yaratabileceği öngörülmektedir.
  • Dünya genelinde zengin yoksul kutuplaşması, aşırı milliyetçilik ve etnik, dinsel, siyasal, iktisadi çatışmalar nedeniyle birçok devlette kırılmaların yaşanması, insani operasyonların ölçeği ve sayısını artıracak, AGİT, NATO, AGSK ve BM gibi uluslararası örgütlerin işlevleri, rolleri ağırlık kazanacaktır.
  • Yukarıdaki eğilimler dikkate alındığında, kaynakların eşitsiz dağılımı ve kıtlığı görülecek, su ve enerji sorunu neticesinde, bu kaynaklara sahip olma mücadelesi sertleşecektir. Diğer yandan yaşanacak çevresel sorunlar ülkeler açısından daha da önemli olacaktır.
  • Kitle imha ve genetik silahlarının yaygınlaşması, siber saldırılar ve ülkelerin füze sitemlerine sahip olma eğilimleri, stratejinin şekli ve niteliğide değiştirmektedir.
  • Değişimlerin yaşandığı başka bir alanda ideolojik/kültürel alandır. Bilginin hızlı yayılması ve paylaşılması çağa şekil veren en önemli unsurların başında gelmektedir.
  • Bir başka gelişme ise uluslararası ve devlet destekli uluslararası terörizmin, düşük yoğunluklu savaş ve çatışmaların 21. yüzyılda artan boyutlarıyla varlığını sürdürecek olmasıdır. Başka bir nokta ise suç örgütlerinin ulusal ve uluslararası alanda yaratacağı kaostur.
  • Dikkate alınması gereken diğer bir nokta da, özellikle SSCB’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan güç boşluğu ve birçok bölgede etnik, dinsel, topraksal ve ekonomik tartışmalarda yaşanan belirsizlik ortamıdır. Bu noktadan bakıldığında değişen bu anlayışlara karşı yeni stratejilerin oluşturulması büyük bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • Türkiye’nin önümüzdeki dönemlerde izleyeceği denge politikası ve stratejik ittifaklar içinde yer alması çıkarlar dengesine dayalı ilişkiler bakımından daha da önem kazanacaktır. AB’nin geleceği, Rusya ve Çin’in gelecekte uluslararası alandaki konumlarının ne olacağı, Kore’de yaşanan sorunlar; Basra Körfezi’ndeki sorunlar ve güç dengesi; Güney Çin denizindeki güç mücadelesi; Afrika’daki etnik, dinsel ve kabile çatışmaları ile bunların ortaya çıkmasındaki önemli uluslar arası faktörlerin değerlendirilmesi; Ortadoğu’da beklenen köklü değişiklikler; uzay çalışmaları; yeni silah sistemleri ve askeri teknolojinin yaygınlaşma düzeyi geleceğe yön verecek durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Asimetrik tehditler ve terörizm gelecek senaryoları bakımından önemli kavramlardır. Bu ve yukarıda saydığımız diğer eğilimleri dikkate aldığımızda, karmaşık ilişkiler, krizler, belirsizlikler ve değişimin ne yönde olacağı sorunu, yeni olaylara ve durumlara yanıt verecek ya da hazırlıklı, aynı zamanda kapsamlı stratejik planlama gerekliliği karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda operasyonel istihbarattan çok stratejik istihbaratın büyük önem taşıdığı açıktır.